3 Nisan 2006

ah memleketim



gerçekten bilmiyorum şimdi ben bunu neresi için diyorum,Londrayı düşünüyor ve iç çekiyorum,temiz,insanlar kibar ve saygılı,hayat kurallarla ve tıkır tıkır işliyor.Sonra hatırlıyorum pahalı ve karanlık oluşunu,ama Istanbula da ölüyor fakat bir süre sonra aylardır bitmeyen inşaat olmuş yollara bakıyor,oralarda yürümeye ya da araba kullanmaya çalışıyorum.Kimse sıraya girmiyor,herkes sabırsız ve asık suratlı.Insanlarımızın büyük bölümünün kaba,dedikoducu,açıkgöz(daha yazarım da neyse) olması beni çok mutsuz ediyor.
boğaz civarında bir evim var.Benim değil ama bulduğum zaman ev denecek durumu yoktu.Ben yemek pişirecek bir mutfak,köpür köpür yıkanacak bir banyo yaptırdım.Kırılmış duvarları onarttım.Boyaydı badanaydı saymıyorum bile,ismi güzel diye pembe-şeftali romans diye bir renkle dış cephesini boyattım.Demir yaptırdım,cam taktırdım.Para kazandığım dönemdi.Herşeyden önemlisi hayalimdeki evdi,o para harcanacaktı.Ben o evlerin önünden geçerken hep bi durur bakardım.Ah derdim ne şanslı insanlar burda oturanlar.Evren bana bir iyilik yaptı,bir tanesi bana geldi.Evim dikenli gülmüş,sefası kadar cefası da oldu.Zaranın çocuk bölümünden etek aldığım günlerim vardı,o kadar zayıfladım içini yaptırırken.Adını vermeyeyim bir kurum 7 defa rüşvet istemeye geldi.
Neyse ev bitince kapıda bakakaldılar burası o ev olamaz diye.Bu 3 sene kadar önceydi.Yemekler yedik,içkiler içtik,terasta keyif yaptık,çok güldük eğlendik burda.Ben eve baktım o beni mutlu etti.
amaaa ben onu boş koyup ta londonlara gidince o da bana küsüp zaten aslında yaşlı olan bedenini bırakmaz mı,e o da hasta olmaz mı.Şimdi maalesef eski keyfi yok evimin,benim de tabi.İşte benim güzel insanımın karakter özellikleri burda başlıyor: ustalar ! tananamm
benim hasta evimin iyileşmesi için lazımlar bana da, da sı var işte.Ya çok para istiyorlar,burası boğaz, herkese 1 bize 5, ya zamanında gelmiyorlar, ya işi bitirmiyorlar ya da eksik ve pis yapıyorlar.E bunların ismi usta değil mi,adı üstünde ,ben ''Usta'' ya saygı duymalı elini öpmeliyim.Ama yok bunlar bildiğin açıkgöz esnaf.Çatı tamiri için 3 gündür bekliyorum birini mesela.Çıkarttım alçıyı boyayı biyerden başlıycam,ben yapıcam anasını satayım..

8 Yorum:

Blogger Chloe dedi ki...

Canım ya:) Ne güzel anlatmışın bazı gerçekleri. İşte İstanbulumuz da hayat bu. Bazen kızıyorum diyorum ki bir fırsatım çıksa alır başımı giderim. Sonra diyorum ki neyi geride bırakmak üzer beni? "Burda özleyeceğim sadece güzelim Boğaziçi, mutfağımız bir de dostlarım." diyor içimdeki ses. E geriye ne kaldı ki hayattan:)
Seni üzen Bay L. nin uzaklarda olması bütün bu yükün altında o olmadan tek başına debelenmek olmasın sakın:) Yardıma gelirdim diyeceğim ama:) kelin ilacı olsa kendi başına sürer bende ayrı bir hallerdeyim bu aralar. Kolilerle toz içinde uyuyorum her gece. Ameliyatlı kol bile şişdi işleri yetiştiricem inadımdan:)

1:35 ÖS  
Blogger Nes london-ist dedi ki...

L.turkce bilmediği için bu esnafa derdini anlatamazdı bazen 'cay vağmı?' demeyi seviyor :)
işte bunu bana Londrada kimse yapamaz,adam gelir zamanında işini yapar ve gider.Ben bu turk mantalitesiyle AB ye girsek de bir faydası olacağına inanmıyorum.Boğazı ve dostları görmeye arada gelsek olmaz mı,ben turk mutfağını özlersem yapıyorum,zaten yıllarca yemişim,artık farklı tadlar arıyorum.Tadı bırak saygı ve sevgi istiyorum insanların birbirlerine göstermeyi unuttuğu.
Sana da çok kolay gelsin,ne zor olduğunu biliyorum.Ama hep söylediğimiz gibi yeni başlangıçlar zordur vefakat keyfini yaşaman da pek yakındır.Sabır..

3:59 ÖS  
Blogger Mutfakta Zen dedi ki...

kolay gelsin ne diyeyim?
zor bizde ustayla falan ugrasmak. belki de bu zorluklari yüzünden büyülü. bilmek zor. hani firtinadan, yagmurdan sonra gökkusaginin çikmasi gibi. (ne alaka diyeceksin ben de düsünüyorum simdi! hani firtina olmasa gökkusagi..)
tijen

10:39 ÖS  
Blogger Nes london-ist dedi ki...

boyle fırtına olmasın o zaman,gokkusağını gormek bu kadar zorsa eğer..
tek istediğim insanca,saygılı bir toplumda yaşamak,yoksa 'usta'cağırmak,onla uğraşmak sıkıcı bisey,herkesin tatsız anıları var onlarla,neden olsun ama,valla sonuç gokkuşağı görmek gibi olmuyo hiç,bize kalan toz toprak,eksik iş,giden para,boyle gelmiş boyle gider demek de hiç işime gelmiyor acıkcası..

2:05 ÖS  
Blogger sibella dedi ki...

neslosh,kolaylamissindir umarim biraz..Bende sinir oluyorum soyle islere inan ki,bizde esya satmaya calisiyoruz,adamlar gelicez diye soz veriyorlar,randevu aliorlar,gelcekleri saatte gelmiyorlar ve bizde geri arayinca bi sorunlar olmus oluyor..Her memlekette oluyor bence boyle sorunlar ve ben de sesnin gibi sinir oluyorum,cidden insanlarda saygi kalmamis..atlatiriz insanlah su donemi..sevgimle..

2:18 ÖS  
Blogger Nes london-ist dedi ki...

Sibelcim boyle soz verip de yapmayanlar oldukca bizim işimiz bitmez sekerim.Sanki ben de sarayda nedimelerle buyumusum,insan gormemiş tanımamısım gibi yasıyorum,ama kaldıramıyorum saygısızlığı.Soz verdin mi yapıcaksın,ben oyle yapar oyle bilirim.Bu hersey de gecerli,iste de arkadaşlıkta da.Londonuma selam..

4:55 ÖS  
Blogger esintiler... dedi ki...

merhaba! İlk kez rastladım size... Bir okumaya başladım... sürüklendim buraya kadar! Ustalardan bahsediyorsunuz ya! Ben bu durumu çözdüm... Bu ülkede en güzel formül... Kendin pişir, kendin ye! Doktor'a giderken bile önce hastalığınız hakkında araştırma yapmalı, tanıyı koymalı öyle gitmelisiniz yoksa vay halinize! İnanın evdeki bütün işleri ama abarmıyorum badana, boya, kâğıt, su ve elektrik tesisatı, cam takma... her işi biraz maddiyattan biraz da işinin ehli bulmanın çok zor olmasından öğrenmek zorunda kaldım... Çok yoruldum ama artık kasaba minnet de etmiyorum... Valla sağlığınız elverdiği sürece bazı işleri kendiniz yapın en azından yapmaya çalışın ki sizi kolay kolay kazıklamasınlar... Benim yapım belki biraz yatkın çıktı ama hiçbir politik görüşünü beğenmediğim Margaret Teacher'ı yıllar önce basından izlerken evdeki tüm tamir ve bakım işlerini kendisinin yaptığını görmüştüm. Ne yalan söyleyeyim gıpta ettim... Bir başbakan; üstelik kadın! İşte Batı böyle batı olmuş bence! her işi kendim yapmaya başlayınca teknik zekam da sürekli uyanık kalıyor ve sorunlarıma sanki daha kolay çözüm üretiyorum... kafanızı şişirdim... tekrar görüşmek umudu ile!

2:03 ÖS  
Blogger Nes london-ist dedi ki...

sevgili esintiler, hiç kafam şişer mi, yeni bir misafir gelmiş, sadece mutlu eder bu beni, benim de çaresiz elim yatkın olmaya başladı, zorunluluktan ne yetenekler çıkıyormuş :)

6:01 ÖS  

Yorum Gönder

Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]

Bu yayına verilen bağlantılar:

Bağlantı Oluştur

<< Ana Sayfa